

HABERLER
28
G
ürhan Ünal, 1977 yılında Çukurova Üniversitesi’nden inşaat
mühendisi olarak mezun olduktan sonra iş hayatına BOTAŞ
firmasında atılmış. 2006 yılında çeşitli kademelerde görev
aldığı BOTAŞ’tan ayrılarak GATE şirketine geçen Ünal, 2011 yılının
Ekim ayında ise Azfen ailesine dahil olmuş:
Azerbaycan benim için yepyeni bir tecrübe oldu. BOTAŞ’ta çalıştığım
dönemde açılış töreni vesilesiyle 2005 yılında Sangaçal Terminali’ni
görmüştüm. Daha sonra 2011 yılında geldiğimde her gün değişen,
farklı bir Azerbaycan buldum. Azfen, yıllardan beri kendi mecrasında
faaliyet gösteren bir şirket. SOCAR’la Tekfen birçok projede beraber
çalışmışlar, bir ortaklık kurulmuş ve bu ortaklığın ileriye götürülmesi
için her iki taraf da çaba göstermiş. Daha sonra projelerin yoğun bir
şekilde üst üste gelmesiyle, Azfen çok ciddi bir atılım yapmış.
Tabii ki bu gelişme, Azfen’i kuran her iki şirketin de gayreti ve hedefle-
ri doğrultusunda olmuş. Şu an Azfen olarak biz birçok projede ciddi
sorumluluklar üstleniyoruz. Çok ciddi bir iş potansiyelini, iş yükünü
ve işçi gücünü barındırıyoruz. Bu imkânların Azerbaycan projelerin-
de değerlendirilmesi elbette ki önceliğimiz. Ama bunun dışında Az-
fen olarak, imkânlarımızı ve tecrübemizi bölge ülkeleri için de rahat-
lıkla kullanabilecek durumdayız.
Halihazırda 9 bine yakın personelimiz var, çeşitli kademelerde, çe-
şitli branşlarda ve çeşitli mesleklerden müteşekkil. Bu kadro ciddi bir
eğitimden geçti. Sahip olduğu bilgi ve kapasiteyle dünyanın birçok
yerinde çalışabilecek elemanlara sahibiz. Tabii ki ihtiyaç duyulduğu
takdirde dışarıdan da destek alınması gerekiyor. Tek başınıza her şeyi
yapmanız mümkün değil. Çünkü her şey çok hızlı değişiyor. 30 sene
önceki şantiye yönetimiyle bugünkü çok farklı. Hele BP ile çalışmak
çok daha kompleks. Sizi yoruyor, ama netice itibariyle şirket kültürü-
nüze çok ciddi katkıları oluyor. Azfen, bu sayede edindiği bilgi biriki-
mi ve tecrübeyle birçok yerde her işi yapabilecek durumda.
KAYNAĞIMIZ GENÇLER
Azfen’de yeni nesil ağırlıklı. Bir defa literatürü takip edebilmeniz için
mutlaka İngilizce bilmeniz lazım. O bakımdan Azfen’de biz kadroyu
lisan bilen, ufku açık, araştırma yapabilecek gençlerle mümkün oldu-
ğu kadar gençleştirmeye çalışıyoruz. Sürekli şirket içi eğitimlerimiz
var. BP’nin projelerinde her kademede eğitim şart. Şu anda çeşitli
disiplinlerde 2 binin üzerinde kaynakçı çalışıyor. Çok ciddi bir sayı
bu. Tabii kaynakçıyla beraber montajcısı, yardımcısı, vb. de demek.
Bunların da yüzde 95’e yakını Azeri çalışanımız.
İş sağlığı ve güvenliği alanında işverenimizin bize koyduğu standart-
lar var. Ama bu tek başına yeterli değil. Bunun bir şirket kültürü olma-
sı lazım. Ben Tekfen’in bu konuda ne kadar hassas olduğunu biliyo-
rum. SOCAR’da da bu konu çok ciddi bir şekilde takip ediliyor. Azfen
olarak da yıllardır BP ve petrokimya sektörü ile çalışmaktan kaynakla-
nan çok ciddi bir birikim ve şirket kültürü oluşmuş. Şu anda Azfen’de
150 arkadaşımız doğrudan SEÇ alanında çalışıyor. Bunun aslında bir
sonu yok. Ne yaparsanız yapın, sonuçta insanla çalışıyorsunuz, ba-
zen hatalar olabiliyor. Ama bugün gelinen noktada görüyoruz ki işle-
rimizi milyon adamsaatlere ulaşan kazasızlıklarla bitiriyoruz. Mesela
şu anda yaklaşık 20 milyon adamsaate yakın işgücü sarf ettik, Allah’a
şükür ciddi bir kazamız olmadı. Neticede olmaması için her türlü ted-
biri alıyoruz ve bu işe çok ehemmiyet veriyoruz.
İKI DEVLET, BIRMILLET, BIR ŞIRKET
Her ortaklık bir konsensus demektir, anlaşmak demektir, her konu-
da ortak düşünebilmek, her türlü şartta birlikte olabilmek demektir.
Bu ortaklık çok güzel bir ortaklık. Bunu ilk kuranlar, ilk karar verenler
gerçekten çok akıllıca hareket etmişler. Ciddi bir strateji kurmuşlar.
Bugün dünyanın çeşitli yerlerinden büyük şirketler gelip, Azfen’le or-
taklık kurmak istiyor. Azfen’in kurulması ve 20. yılını kutlaması hakika-
ten herkesin gıptayla baktığı bir şey.
Tabii ki ağız tadıyla iş yapmak en önemlisi. İlk defa rafineri, ilk defa
platform kuran bizler değiliz. Bizden önce yüzlercesi yapılmış. Bizim
misyonumuz ve vizyonumuz, öncelikle bu yaptığımız işlerin hepsini
keyifle, karşılıklı sevgi ve saygı içerisinde yapmak olmalı. Bu ortaklı-
ğın 20. yılında bulunmak bize nasip oldu. Bu bir bayrak yarışı. Biz-
den öncekiler çok gayret göstermişler, bu şirketi buralara getirmişler.
Bizler de elimizden geldiğince ileriye götürmeye çalışıyoruz. Benim
tüm arkadaşlarımıza mesajım şu: iki devletiz, ama bir millet ve bir şir-
ketiz. Dolayısıyla daha ileriyle gitmemizin yegâne unsurlarından biri
öncelikle paylaşmayı ve her türlü kederde, tasada her şeyi beraber
yapmayı, yaptığımız her şeyden beraberce keyif almayı bilmemizdir.
OH BE!
Azerbaycan insanı yemeği içmeyi çok seviyor. Sohbeti çok seviyor.
Kendi aralarında çokça fıkra anlatıyorlar. Çok da güzel, hoş fıkraları
var. Çok nüktedan bir halk. Edebiyata çok önem veriyorlar. Elbette
yaşadığınız topluma uymanız lazım. Her ne kadar bir milletin çocuk-
larıysak da, iki ayrı devletiz. Biz, onların ülkesinde misafiriz. Bütün örf
ve törelerine saygılı olmak mecburiyetindeyiz. Onlar da bize karşı
çok saygılılar. Gerçekten geldiğimden beri hep hüsnükabul gördüm.
Bir gün Azeri vatandaş Bakû sokaklarında dolaşırken bir anda om-
zunda bir el hissetmiş. Dönmüş bakmış, Azrail! “Hayırdır?” demiş.
“Vakit tamam, götüreceğim seni.” Adam demiş ki, “Benim yoldaşım
var, bebelerim var, uşaklarım küçük, atam sağ. Beni niye götürüyor-
sunuz?” “Emir böyle, seni götüreceğiz,” demiş Azrail. “Peki, emir böy-
leyse, kaçınılmazsa bana 24 saat müsade et, gideyim yoldaşımla, ço-
cuklarımla, atamla vedalaşayım.” Azrail de “Peki,” demiş, kaybolmuş.
Bizim Azeri doğru havaalanına. İlk uçakla Moskova’ya kaçmış. Gitmiş
Kızıl Meydan’a. “Oh be!” demiş, “Canımızı kurtardık. Az kalsın götü-
rüyordu bizi.” Keyifle etrafı gezerken, tekrar omzunda bir el. Dönmüş
bakmış, Azrail! “Başa düşmemişem, buraya da siz bakırsınız?” demiş.
Yani, “Anlayamadım, buraya da mı siz bakıyorsunuz?”
ÇOK CIDDI BIR
İŞ POTANSIYELI
BARINDIRIYORUZ
Gürhan Ünal
Azfen Genel Müdür Yardımcısı